Ama sevişerek evlenen pek çok çift, birkaç yıl sonra 'sevişememekten' dolayı bosanabiliyor. Bakire sürdürülen evliliklerse azımsanamayacak düzeyde...
Evlilikteki cinsel yaşamda aradığını bulamayanların oranı da hiç az değil. Çiftlerin yaklaşık yüzde 20'si cinsel sorunlar nedeniyle boşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun son evlilik ve boşanma istatistikleri, 2010'un ilk çeyreğinde evlenme oranlarının azaldığını, boşanmaların ise arttığını gösteriyor. Bu cinsel sorunların başında serleşme bozukluğu, erken boşalma ve cinsel istek azlığı gelmektedir.
Erken boşalma ve penis sertleşme bozukluğu karşılıklı cinsel isteksizlik, huzursuzlukla sonuçlanır. Erkek kendini kusurlu hisseder, telaşlı ve öfkeli davranışlar sergilerken, bu durum kadın tarafından reddedilme olarak algılanır. Çiftler genellikle cinsel sorunlarını dile getirmekten ve yardım istemekten çekinirler. Bu durumun özel olduğunu ve üstesinden kendi başlarına gelmeleri gerektiğini düşünürler. Bu nedenlerle doktora başvuru oranları düşüktür.
Erken boşalma ve penis sertleşme bozukluğunun erkekte yarattığı yetersizlik hissi ve huzursuzluk tıbbi yardım alma kararında başlıca faktörlerdir. Cinsel yönden aktif ve sağlıklı eşin tatmini erkeğin doktora başvurmasını hızlandıran en önemli belirleyicilerdendir.
Prostat şikayetleri, üriner sistem taş hastalığı gibi şikayetlerle üroloji polikliniğine başvuran hastalar yüzde 20-30 oranında cinsel fonksiyon bozukluklarından yakınır. Bu oran yaş ve eşlik eden hastalıklara bağlı olarak değişebiliyor. Yapılan bir çalışmada poliklinik muayenesinde cinsel fonksiyon bozukluğundan şikayet etmeyen hastaların yüzde 50'sinin doktor tarafından sorgulanınca bu tür sorunlarını dile getirdikleri görülmüştür.
Erkeğin ereksiyon bozukluğu nedeniyle cinsel ilişkiye giremediği veya erken boşalma nedeniyle menisini vajen içerisine başarıyla bırakamadığı durumlarda çocuk sahibi olmak zorlaşabilir. Bu hastalarda öncelikle bu bozuklukların düzeltilmesi ve arkasından doğal yolla çocuk olması beklenilir.